13° Parçalı bulutlu
  • EURO 6.07
  • DOLAR 5.35

‘Baroların faaliyet alanları kısıtlanmaya çalışılmaktadır’

Diyarbakır - 3 Eylül 2018 15:53 A A
Ak parti Ergani Aday Adayı Ak parti Hani Aday Adayı

Adli yıl açılışı dolayısıyla Adliye Sarayı önünde bir açıklama yapan Diyarbakır Barosu, ‘Yargı üzerindeki baskı ve uygulamaların son dönemde artarak devam etmektedir’ tespitinde bulundu.

Diyarbakır Barosuna bağlı avukatlar adli yıl açılışı dolayısıyla Adalet sarayı önünde dün bir açıklama yaptı. Açıklamaya Baro Başkanı Ahmet Özmen, Baro yönetiminden avukatlar ve çok sayıda meslektaşı katıldı.

Açıklamayı Baro Başkanı Ahmet Özmen yaptı. Açıklamaya geride kalan 1 Eylül Dünya Barış Gününün ülkemize, halkımıza, insanlığa ve dünyaya, barış, huzur, sağlık ve mutluluk getirmesini dileğiyle başlayan Özmen, Tahir Elçi başta olmak üzere adalet mücadelesinde yaşamını yitirenleri andı.

Özmen, in adli yıl açılışında yaptı açıklamanın satırbaşları şöyle:

‘BİRÇOK ALANDA DA YARGI İŞLEVSİZ BIRAKILMIŞTIR’

“Geçtiğimiz adli yıl ülkemizde özellikle de bölgemizde  birçok hukuk dışı uygulamalara sahne olmuştur.  15 Temmuz darbe girişiminden sonra ilan edilen olağanüstü hal ile beraber  temel hak ve özgürlüklerin birçoğu askıya alınmış ve birçoğu da kullanılamaz hale getirilmiştir. OHAL uygulamaları kapsamında binlerce yurttaş mesleklerinden ihraç edilmiş, basın yayın organları ve dernekler kapatılmış birçok insan haksız gözaltı ve tutuklamalarla karşı karşıya kalmıştır. Bu dönemde de halk iradesi ile seçilmiş olan milletvekilleri, belediye başkanları ve siyasetçiler hukuksuz bir şekilde  tutuklanmış, tutukluluk halleri sürdürülmüş ve belediyelerde kayyum atanması uygulamalarına devam edilmiştir.   Temel hak ve özgürlükler alanındaki bu ihlallerin birçoğu yargı denetimi dışında bırakılmış birçok alanda da yargı işlevsiz bırakılmıştır.

‘OHAL REJİMİ ÜLKE GENELİNDE VARLIĞINI DEVAM ETTİRMEKTEDİR’

Yargı erkinin güvenilirliği üzerinde yaratılan tahribatın, toplum barışını ve huzurunu bozacak düzeyde olduğunu söylemek de artık mümkündür. Özellikle OHAL dönemindeki uygulamaların bu dönem sonrasında dahi devam ettiği ve OHAL döneminde gerçekleştirilen haksız ve hukuka aykırı işlemlerin sonlandırılmadığı ve bu konularda umut verici hiçbir gelişmenin de var olmadığı gerçekliği tüm kesimlerce gözlenmekte ve dile getirilmektedir. Yeni umutlarla  yeni bir adli yıla girmek isterken, maalesef bu konuda yeterli bir siyasi iradenin oluşmadığını görmekteyiz. Her ne kadar Temmuz 2018 tarihinde OHAL kaldırılmış olsa da olağanüstü hal rejimi  ülke genelinde varlığını devam ettirmektedir. Özellikle OHAL kaldırıldıktan sonra çıkarılan Kanunlar ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ile fiilen OHAL uygulamaları ve kuralları işletilmektedir. Cumartesi annelerinin 700 hafta gibi uzun bir süre kesintisiz yapmış oldukları barışçıl etkinliğin bile yasaklanmış olması bu durumun en son somut örneğini teşkil etmektedir. Böylesi bir atmosferde, insan hak ve özgürlüklerini koruyup geliştirmekle yükümlü olan biz Baroların bile faaliyet alanları kısıtlanmaya çalışılmaktadır. Her geçen gün  adalete ve hukuk devletine aykırı olan uygulamalar artarak devam etmektedir.  İnsan hak ve özgürlüklerini hatta yaşam hakkını bile hiçe sayan uygulamaların, keyfiliklerin sürdüğü ve toplumsal barışın bozulmasına sebebiyet veren uygulamaların olduğu bir süreçte,  yeni adli yılı buruk ve kaygılı bir şekilde karşılıyoruz. Ancak Diyarbakır Barosu olarak insan hakları, demokrasi, adalet ve hukuk mücadelemizi hiçbir yılgınlığa ve karamsarlığa kapılmadan sürdüreceğimizi buradan bir kez  daha dile getiriyoruz.

‘KÜRT MESELESİNİ KALICI BİR ÇÖZÜME KAVUŞTURMANIN YEGÂNE YOLU BARIŞTIR’

Ülkemizin birçok sorunu olmakla beraber ülkemizin en temel sorunun Kürt sorunu olduğu unutulmamalıdır. Demokratikleşme, toplumsal barış ve refah başta olmak üzere birçok sorunun merkezinde yine Kürt meselesi yatmaktadır. Kürt meselesine nihai bir çözüm getirilemediği sürece ülkenin diğer sorunlarının çözülmesi de mümkün değildir. Toplumda ciddi bir beklenti ve umut yaratan, destek gören çözüm sürecinden sonra daha önce denenmiş ve sorunu daha da derinleştiren  güvenlikçi politikalara geri dönülmüş , çatışmalı süreç yeniden başlamış ve Kürt meselesi yeniden şiddet sarmalına itilmiştir. Geçmiş tecrübelerle de sabit olduğu üzere güvenlikçi politikaların ve çatışmalı ortamın bir çözüm getirmeyeceği açıkça ortadadır. Kürt meselesini kalıcı bir çözüme kavuşturmanın yegâne yolu barıştır, demokrasidir, diyalog tur.

‘TOPLUMSAL BARIŞIN TESİSİ İÇİN…’

Toplumsal barış ve hukuk devleti içinde birlikte yaşamaya engel teşkil eden her türlü uygulamalara bir an önce son verilerek, devleti yöneten kişi ve kurumların toplumsal kutuplaşmaya yol açacak bir dil kullanmalarından vazgeçerek, toplumsal barışın tesisi için toplumun her kesiminin katılımının sağlanacağı ve katkı sunabileceği demokratik yol ve yöntemlerin önünün açılması gerekliliğini ısrarla belirtmek istiyoruz.

‘ELÇİ CİNAYETİNİN FAİLLERİNİN BULUNMASI, KAOTİK  SÜRECİN NORMALLEŞMESİNE DE KATKI SUNACAKTIR’

Tahir Elçi’siz yeni bir Adli yıla daha girerken sevgili Tahir Elçi’nin onlarca kamera önünde katledilmesinden bu yana 3 yıla yakın bir süre geçtiğini ve tüm ilgili yetkililerce tarafımıza söz verilmesine rağmen, soruşturma dosyasında her hangi bir olumlu ve umut verici ilerlemenin sağlanamadığını üzüntüyle dile getirmek ve hatırlatmak zorundayız. Geçen bunca süre içerisinde soruşturma dosyasında henüz tek bir kişi bile şüpheli sıfatıyla sorgulanmamıştır. Bu durum dahi tek başına adli mekanizmaların halini yeterince ortaya koymaktadır. Tahir Elçi cinayeti için etkin bir soruşturma yürütülmesi ve faillerin ortaya çıkarılması, toplumsal barışa çok büyük fayda sağlayacağı gibi, yargıya olan güvenin artmasını sağlayacak ve yargıdaki en ciddi problem alanlarından biri olan cezasızlık uygulamalarının son bulmasına da büyük bir katkı sunacaktır. Tahir ELÇİ cinayetinin faillerinin bulunması, eminiz ki bu kaotik  sürecin normalleşmesine de katkı sunacaktır. Bu bağlamda yetkililere sorumluluklarını hatırlatarak yetkilileri bir kez daha göreve davet ediyoruz.

‘YARGI ÜZERİNDEKİ BASKI SON DÖNEMDE ARTARAK DEVAM ETMEKTEDİR’

Demokratik ve hukukun üstünlüğünün sağlandığı insan haklarına dayalı bir devlet düzeninde, bireyin ve toplumun en temel güvencesi bağımsız ve tarafsız yargıdır. Ülkemizde yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı hep sorunlu bir alan olmuştur.  Geçmişten bu güne siyasi iktidarların, yargıyı taraf olma konumuna sürükleyen baskı ve uygulamaları herkesçe bilinmektedir. Maalesef yargı üzerindeki bu baskı ve uygulamalar son dönemde artarak devam etmektedir. Siyasetçiler, milletvekilleri, gazeteciler, akademisyenler başta olmak tüm muhalif kesimler yargı eliyle susturulmak istenmektedir. Yürütme ve diğer tüm erk ve gruplardan bağımsız ideolojik ve politik olmayan bir yargının derhal bugünden inşası elzem hale gelmiştir.

ADALETİN BAĞIMSIZLIĞI…

Toplumun bir arada ve barış içinde yaşamasına ihtiyaç duyduğumuz bu dönemde; “Adalet bir kutup yıldızı gibidir, geri kalan her şey onun etrafında döner.’’ özdeyişiyle adaletin önemini ifade etmek istiyoruz. Nitekim yargılama faaliyetinin yerine getirildiği mahkeme salonlarında yazılı olan “Adalet mülkün temelidir.” sözüyle de adaletin bir toplumsal örgütlenme olan devletin temelini oluşturduğu ifade edilmektedir. Yargılama faaliyeti yapan ve adaleti yerine getirmekle görevli mahkemelerin her türlü otorite ve güç odağından bağımsız olması ve tam bir tarafsızlık içinde görevini yapması  tüm kesimlerin en çok önemsediği konu haline gelmiştir.

‘BU ANGARYAYA, İNSANLARI SAVUNMASIZ BIRAKMAMAK NEDENİYLE KATLANIYORUZ’

Ülkemizde bu kadar haksızlık ve adaletsizlik varken avukatların ekonomik ve mesleki sorunlarını dile getirmek toplumun bir kesimince yadırganabilir. Ancak yargılama faaliyetinin ana aktörlerinden biri olan biz avukatların mesleki çalışma alanı her geçen gün biraz daha daraltılmaktadır. Meslektaşlarımızın mesleki, sosyal ve ekonomik sorunları her geçen gün ağırlaşmaktadır. CMK ve Adli Yardım servislerimiz uyarınca hukuki yardım sunmak üzere görevlendirilen avukatların ücret ve diğer ödeme sorunları hala iyileştirilip, çözülememiştir. Yirmi dört saat esasıyla ve zor şartlar altında şehrin birçok farklı yerinde bulunan karakollara ve ilçelere giden, zor durumda olan insanlara hukuki yardım sunmak üzere görevlendirilen avukatlara, sözü bile edilemeyecek cüzi bir ücret ödenmektedir. Herkesin şunu çok iyi bilmesi gerekir ki, biz bu angaryaya, insanları savunmasız bırakmamak ve insan haklarına olan saygımız nedeniyle katlanıyoruz.

AVUKATLARIN MESLEKİ SORUNLARI ÇÖZÜM BULSUN!

Diğer tarafta,  meslektaşlarımızın kollukta, cezaevlerinde, adliyelerde ve bir bütün olarak mesleklerini icra ettikleri her alanda yaşamış oldukları mesleki sorunlar ile bu birimlerdeki keyfi ve yasaya aykırı tutumlara son verilmelidir. Yetkililerden, hak arama özgürlüğünün teminatı olan avukatların hiçbir baskı altında kalmadan mesleklerini etkili bir şekilde  icra edebilecekleri özgür bir zemin oluşturulması ile avukatların  ekonomik ve mesleki sorunlarına bu yeni adli yılda kesin bir çözüm getirilmesini beklemekteyiz. Son olarak; ‘‘Herkes için adalet, adalet için avukat’’ diyor huzur ve barış içinde demokratik ve özgür bir ortamda verimli çalışabileceğimiz bir adli yıl diliyoruz.”

Kaynak: Tigris Haber Gazetesi

Bu haber 30 kez okundu.
Diyarbakır - 15:53 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.