14° Parçalı az bulutlu
  • EURO 6.56
  • DOLAR 6.07

DÜNDEN BUGÜNE KENTLEŞME

Diyarbakır - 12 Şubat 2020 16:36 A A

Hızlı nüfus artışı ve göç 20. yüzyılın ikinci yarısındaki en önemli sorun olmuştur. Bu sorun birçok ülkenin birçok yerinde ciddi sorunlar oluşturmaktadır. Sorunlar halen devam etmektedir. Bu sorunlar siyasal, yapısal ve ekonomik özgürlüğünü tam yapamamış ülkemiz için de önemli ölçüdedir.

Ülkemizin hızlı bir şekilde nüfus artışına sahip olduğu da göz önüne alındığında ciddi kentleşme problemini beraberinde getirmiştir. 1980’de kent nüfusu 20 milyon olan ülkemizde bu nüfus 2010 yılındaki kent nüfusu 53 milyon civarına gelmiştir. Kent nüfusundaki bu artış çarpık kentleşme problemini doğurmuştur. Kentleşme sadece nüfus hareketliği değildir. Yani kentleşme sadece nüfus artışından kaynaklanan problem olmaktan öteye ekonomik, kültürel, sosyal birçok problemin ortaya çıkmasına sebebiyet vermiştir.

Köylerden kente gerçekleşen nüfus hareketliğinin köylerde ortaya çıkardığı etkiyi daha sonra geniş bir şekilde ele alacağız ama temel sorununuzun vatandaşı köyden tarımsal ve hayvansal alanlardan uzaklaşma ile ortaya çıktığı gerçeğini kimse yadsıyamaz.

Kentleşme problemi kentlerdeki nüfus yoğunluğundan kaynaklanmaktadır. Daha doğrusu kent nüfusunun istemsiz, düzensiz, kontrolsüz artışı ciddi kentleşme sorununu ortaya çıkarmıştır. Kentleşme sorunu kentin eski ve yeni yerleşimcileri arasında da problem ortaya çıkarmıştır. Bu problemler anlık, haftalık ya da aylık çalışmalarla yok edilmeyecek kadar büyük seviyelerdedir. Ciddi ar-ge çalışmaları ile on yıllarca süreye ihtiyaç duyulacak kadar büyük bir sorunlar silsilesidir. Ki bu problemlerin çözülmesi sosyal, siyasal, kültürel, ekonomik-ciddi huzurun ortaya çıkarmasına vesile olacaktır.

Kentleşme sorununun bir başka neticesi de kentlerdeki estetik bozukluk olmuştur. Bu fiziksel ve bozukluk yerel yönetimlere zor bir çalışma ortamı oluşturmaktadır. Kentleşme hızının yoğun olduğu yerlerde yerel yönetimlerdeki yöneticilerin anlık müdahaleleri problemleri azaltırken kendi haline bırakan, görmezden gelen yöneticilerin keyfi muameleleri ortaya ciddi ruhsatsız, çürük, çarpık kentleşmeyi de beraberinde getirmiştir.

Tarım toplumundan sanayi toplumuna evrilen yapı, tarımı yok etmekle kalmamış sanayi toplumunu da düzensiz ve istemsiz hale getirmiştir.

Kentsel yaşam alanlarındaki düzensiz çalışmalar kentleşme dediğimiz kocaman bir sorunu da yanında getirmiştir. Bu sorunun bir diğer sebebi kentleşme ile sanayileşme arasındaki uyum sıkıntısı olmuştur. Kentleşme, kentleşme olgusuna uğrayan toplumların kimliklerinde, gelenek ve göreneklerinde ciddi sorunlar ortaya çıkarmakla kalmamış, ekonomik ev toplumsal yapılanda da önü alınamaz kırıklıklara sebebiyet vermiştir.

Kentleşme sadece tarım toplularını yozlaştımakla kalmamış sanayi toplumunu da olumsuz etkilemiş hatta sanayi toplumunun yapısını da yutmuştur.

Kentleşme problemin farkına varan düzensiz kentleşmenin ciddi problemlere gebe olduğunun farkına varan siyasi güç 1984’te toplu konut idaresini kurarak oluşan ve oluşabilecek zararın en aza indirgenmesini gaye edinmiştir. Kurulan toplu konut idaresinin sorunları azalttığı ortada ancak çözüm için yeterli olmadığı da yaşadığımız bu süreçte daha çok farkına varmış bulunmaktayız.

Tarım toplumunda makineleşme ile topraktan ve köyden kopan köylü ayakta durmanın çıkar yolu olarak sanayi toplumuna dâhil olmuştur. Bu dahiliyet yetersiz ve bilinçsiz işgücünün sanayi toplumunu da olumsuz etkilemiştir.

En temel sorunumuz tarım toplumundan sanayi toplumuna göç, göçün neticesindeki siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik kırılganlıklar olmuştur. Bu da sanayi ve kentleşme olgularının bir arada yürütülmemesi sonucuna götürmüştür.

Kentleşme, gecekondu, sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik sorunlar yaşamamak adına tutarlı kentleşme çalışmalarının yapılması imkânların ve kaynakların bilinçli bir şekilde kullanmaktan geçer. Ülkemizde özellikle kentleşme sonunu gecekondu dediğimiz bir kavramı da beraberinde getirmiştir. Sadece ilk zamanlarda değil halen devam etmekte olan gece izinsiz, ruhsatsız ve kontrolsüz yapılan derme çatma yapılara göz yumulmuş, yapılan yapılara müdahale edilmemiş ve yıkımı gerçekleştirilmemiştir. Bu da köyden kente göçü hızlandırmış ve siyasal ve toplumsal problemler ortaya çıkarmıştır. Köyden kente göçün en masum neticesi sosyal ve kültürel sorunlardır. Asıl sorun deprem riskinin özellikle yoğun olduğu yerlerde bu çarpık kentleşmeye, gecekondu dediğimiz yapısal dinamitlere izin vermektir. 1999 ve son Elazığ depremi buna en güzel örnektir.

Yılmaz ÇEBE’nin Yazısı

Bu haber 1156 kez okundu.
Diyarbakır - 16:36 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.