16° Açık
  • EURO 6.77
  • DOLAR 6.06

Evsen: ‘Vakfın ruhuna uygun vakıflar kurulmalıdır’

Diyarbakır - 10 Mayıs 2019 09:48 A A

Vakıflar Bölge Müdürü Metin Evsen, Vakıflar Haftası nedeniyle vakıfların amaçları, dindeki yeri, İslam’daki vakıf anlayışı, vakıf kurulurken nelere dikkat edilmesi gerektiği ve tarihte kurulan ilginç vakıfları anlattı.

Vakıflar kurulurken dikkat edilmesi gereken konular olduğunu ifade eden Evsen; “Her şeyden önce vakfın ruhuna uygun olan vakıfların kurulması gerekir. Sosyal boyutunun olması ve insanlara faydalı boyutunun olması lazımdır. Vakıflar, insanlardan para alan değil insanlara para veren, insanlardan gayrimenkul alan değil insanlara gayrimenkul veren anlayışların hâkim olması lazımdır. Vakıflar, insanları rızık kapısı olarak görmek yerine insanlara rızık veren kapı olmalıdır. Çünkü insanları rızık kapısı olarak kabul edip insanlardan para toplama gayrimenkul toplama gibi bir anlayış İslam’ın ruhuna uygun değildir” dedi.

VAKFIN KELİME ANLAMI: DURDURMA HAPSETMEDİR

Vakıf nedir, tanımını yapabilir misiniz?

Vakıf, Arapça bir kelimedir. Arapça bir kelime olan vakfın anlamı; durdurma, hapsetmedir. Bir şeyi belli bir yerde durdurma veya oraya tahsis etmedir. Sözlük anlamı ise; Bir hizmetin gelecekte de yapılması, sürüp gitmesi için, belirli koşullarla ve resmi bir işlemle bırakılan gelir, para ya da mülktür.

Vakıfların faaliyetleri nelerdir?

İslâm medeniyetinin âdeta simgelerinden biri olan vakıfların, Hz. Peygamber(sav) döneminden itibaren vardır. Vakıflar, ordunun donatımına yardımcı olma, içme suyu temin etme, fakir ve kimsesizlere aş ve barınak sağlama, hastaları tedavi etme, ilmin yayılmasını sağlayıcı araçları temin etmektir. Ayrıca, öğrencileri destekleme, hayvanları koruma, ibadethanelerin ve diğer kamu tesislerinin inşa, bakım ve onarımını sağlama gibi kamu yararı olarak nitelendirilebilecek bütün alanlarda aktif bir rol üstlenmiştir. İslâm mimarisinin, kültür ve medeniyetinin birçok şaheseri de bu tür gayeleri gerçekleştirmeye mâtuf olarak kurulmuş tesislerdir.

“ULUCAMİ’NİN 3 MEDRESESİ VAR”

Ulu caminin etrafında kaç tane medrese var?

Ulu Cami’nin etrafında 3 tane medrese var. Mesudiye Medresesi Anadolu’nun ilk üniversitelerinden bir tanesidir. Batı tarafında Zinciriye Medresesi var, bu medrese çok önemli medreselerden bir tanesidir. Dünyadaki açık avlulu medrese tipi örneklerinden bir tanesidir. Şimdi WC olarak kullanılıyor. Bizim yaptığımız restorasyon çalışmalarında oranın da Şafiler Medresesi olduğu ile ilgili kayıtlar ortaya çıktı ama ihtiyaca binaen orası da WC’lere dönüştürüldü. Caminin etrafında bir cami var ama etrafında birden fazla medrese ile çarşı var. Ulu Cami Vakfı Alparslan’ın oğlu Melikşah’ın kurduğu bir vakıftır. Oradan gelen gelirler hem medrese ihtiyaçları, hem aşevi ihtiyaçları, hem orada çalışan insanların ihtiyaçları, hem de orada okuyan öğrencilerin elbise ve yemek ihtiyaçları oradan karşılanıyor.

“VAKIF MEDENİYETİNDE RAMAZAN AYI” TEMASI

Bu yılki vakıflar haftası temanız nedir?

Bu hafta Vakıflar Haftası. Ecdadımızın ortaya koyduğu bu duyguyu, anlayışı bizim genç nesillere aktarmamız lazımdır. Bu haftanın ‘Vakıflar Haftası’ olması hasebiyle biz öğrencilerimize kompozisyon yarışması düzenledik. Her yıl Vakıflar Genel Müdürlüğümüz bir tema üzerine yarışmalar düzenleniyor. Bu yılki kompozisyon yarışmamızın konusu ‘Vakıf Medeniyetinde Ramazan Ayı’ gibi bir tema işledik. Hem Ramazan Ayı hem de Vakıflar Haftası olduğu için böyle bir konu seçtik. İkisi de aynı döneme denk geldiği için biz bu yılki temayı özellikle ‘Ramazan’ konusu olarak seçtik. Çünkü Ramazan Ayı paylaşma ayıdır, sofraları paylaşma ayıdır.

“VAKFIN RUHUNA UYGUN VAKIFLAR KURULMALIDIR”

Vakıf kurulurken nelere dikkat edilmelidir?

Her şeyden önce vakfın ruhuna uygun olan vakıfların kurulması lazımdır. Sosyal boyutunun olması ve insanlara faydalı boyutunun olması lazımdır. Vakıflar, insanlardan para alan değil insanlara para veren, insanlardan gayrimenkul alan değil insanlara gayrimenkul veren anlayışların hâkim olması lazımdır. Yoksa insanları rızık kapısı olarak kabul edip insanlardan para toplama gayrimenkul toplama gibi bir anlayış İslam’ın ruhuna uygun değildir. Bizim amacımız da Peygamberlerin, Sahabelerin ve Ecdadımızın bize göstermiş olduğu yol doğrultusunda vakıflarla ilgili iş ve işlemleri devam ettirmektir.

“TARİHTEKİ İLK VAKIF KÂBE’DİR”

Tarihte ilk vakıf hangisidir?

Tarihte ilk Vakıf Kâbe’dir. Hz. İbrahim tarafından vakfedildiği rivayet edilmektedir. Bu Hz. İbrahim (as) tarafından temeli atılan ve yapılan Kabe ilk vakıf olarak tarihteki yerini almaktadır. Bütün peygamberlerin görevleri arasında bu vardır. Yani mülk Allah’ın, Mal Allah’ın ve bunların hepsi birer emanettir. Bu emanetleri en güzel şekilde değerlendirme ile ilgili onların kullanılmasıdır. Hz. Peygamber, Mekke’den Medine’ye hicret ederken Fedek arazileri var. Hz. Peygamber(sav), Fedek arazilerini vakfediyor ve bunu insanların istifadesine sunuyor. Hz. Ömer de mülkiyetinde olan bazı emlakı vakfediyor. Sahabelerin hayatında vakfetme her zaman olmuştur. Bunu yapmalarının sebebi sırf Allah’ın rızasını kazanmak ve her şeyi insanlarla paylaşmaktır. Benmerkezci bir anlayıştan ziyade Biz anlayışı vardır. Her şey bana değil bize anlayışı var. Tarihe bakarsanız Hz. Âdem ile Hz. Peygamber arasındaki bütün peygamberlerde vakıf anlayışı vardır.

Fedek arazisi nedir?

Hz. Fatima ile Hz. Ebubekir arasında ihtilaf çıkmasına neden olan ve Hz. Peygamber(sav)’den miras kalan arazidir.

“TOPLAYAYIM DEĞİL, TOPLADIĞINI DAĞITAYIM ANLAYIŞI VAR”

İslam’daki vakıf anlayışı nasıldır?

İslam’daki vakıf anlayışı şimdiki vakıf anlayışından farklıdır. Kendime toplayayım değil topladığını dağıtayım anlayışı vardır. İslami vakıf anlayışında siz zenginsiniz, sizin maddi durumunuz iyidir. Maddi durumumuz iyi olduğu için de siz bir vakıf kuruyorsunuz. Bu vakfiyenin hayır ve şartlarını yerine getirmesi ile ilgili siz ilgili mahkemelerden onay alıyor ve vakfınızın hayatiyeti devam ediyor. Vakıf anlayışında her şeyi devletten beklemek yoktur. Vakıf anlayışında insanların inançları doğrultusunda inandığı ve toplumda eksik gördüğü bazı ihtiyaçları giderme ile ilgili vakıflar kurulmuştur.

İLKOKUL HOCALARINA TÜTÜNÜ YASAKLAYAN VAKFI

Tarihteki ilginç vakıflara örnekler verir misiniz?

Ramazan Ayında teravih namazı çıkışında cemaate Kaçkar Balından şerbet dağıtan Hatice Sultan Vakfı. İlkokul hocalarına tütünü yasaklayan Mehmet Ragıb Efendi Bin Mesud Vakfı. Doktorların güzel huylu olmasını isteyen Keykavus bin Keyhüsrev bin Kılıçarslan Vakfı. Güzel Yazı Öğreten Vakıf (Mustafa Efendi İbni Feyzullah Efendi Vakfı. Hastalara Evinde Bakım Hizmeti Sunan Vakıf (Germeyanoğlu Yakub Çelebi Vakfı). Kızlara Çeyiz Hazırlayan Vakıf ( Mehmed Esad Efendi bin Ahmet Efendi Vakfı). Duvar Yazılarını Silen Vakıf (Mehmed Han-ı Sani bin Murad Han-ı Sani Vakfı). İsrafı Önleyen Vakıf ( Sultan 1. Ahmed Han Vakfı). Yaz Günlerinde Soğuk Su Dağıtan Vakıf ( Ataullah Efendi Bin Şemseddin Vakfı). Şehir Estetiğini Koruyan Vakıf ( Mehmed Hayri Paşa bin Ahmed Vakfı). Kışın Abdest Alanlara Sıcak Su Temin Eden Vakıf (Mehmet Efendioğlu Kocabeyzade Abdülhadi Efendi Vakfı). İlim Kitapları Bağışlayan Vakıf (Ahmed Paşa bin İshak Paşa Vakfı).

“HER VAKFIN BİR VAKFİYESİ VARDIR”

Akar Ve Hayrat Nedir?

Her vakfın bir vakfiyesi var. Vakfiyeler doğrultusunda iş ve işlemler yapılır. Mesela diyelim ki bir vakıf kurulunca örneğin Fatih Paşa Camii diğer adıyla Kurşunlu Camii bıyıklı Mehmet Paşa tarafından vakıf şeklinde kurulmuş. Bu Vakıf kurulurken külliye şeklinde cami yapmışlar. İçinde müştemilatı yani camisi, medresesi, aşevi, hamam ve bedesten çarşı var. Buna bağlı gelirler var. Bu gelirleri Akar ve hayrat diye ayırıyoruz. Akar gelir getiren hayratta akardan gelir getiren maldan onun hayatını devam ettirmek olarak sayıyoruz. Dükkânın ve çarşının geliriyle caminin her ihtiyacı karşılanır. Caminin hem İmam maaşı verilir hem faraş hem müezzin maaşı verilir. Yani ecdat bir cami yaptırırken caminin yanında medresesi, camide görev yapacak olan insanlar, toplumun değişmesinde dönüşmesinde hocaları da düşünmüştür. Ayrıca bu camilerde medreselerde var. B medreselerde Molla Gürani’ler yetişmiş. Molla Gürani Diyarbakırlıdır ki Osmanlı’da en büyük padişah olan Fatih Sultan Mehmet’in hocasıdır.

OLAYLARDAN DOLAYI KÜLTÜR VARLIKLARI 100 MİLYON TL ZARAR GÖRDÜ

Terör olaylarının 2015’te vakıf kültür varlıklarına zararı ne kadardır?

Terör olaylarının 2015’te Vakıf Kültür Varlıkları’na zararı 100 milyon TL civarındadır. Mesela biz Hüsrev Paşa Camisi’ni restore ediyoruz. 2015 yılında yaşanan olaylardan zarar gören camilerimizden bir tanesidir. 2015 yılında yaşanan olaylardan dolayı bizim Diyarbakır’da 21 Nusaybin’de de 3 tane eserimiz zarar gördü. Bunların hepsinin restorasyonunu biz yaptık, büyük oranda bunların hepsini bitirdik. Bir iki eserimiz tek kaldı, onları da inşallah bu yıl itibariyle bitiriyoruz.

“BİN ÖĞRENCİYE BURS VERİYORUZ”

Vakıflar bölge müdürlüğü olarak kaç aileye yardımda bulunuyorsunuz?

Vakıflar Genel Müdürlüğünden aldığımız kararlar doğrultusunda öğrencilere burs veriyoruz. Bölgede ortaöğretim ve üniversite okuyan 1000 öğrenciye burs veriyoruz. 346 tane yetim ve muhtaç insana her ay 817 TL bir maaş ödüyoruz. Yine her ay 5500 kişiye kuru gıda yardımı yapıyoruz. Vakıflar Bölge Müdürlüğü sorumluluk alanı içerisinde bulunan Diyarbakır, Mardin, Batman, Bingöl illerinde her ay 5500 kişiye kuru gıda yardımında bulunuyoruz. Bu yardımlarımız artarak devam ediyor Vakıflar Genel Müdürlüğü özel bir bütçe olduğu için gelirimiz artarsa vakfiye gereği yardım yapacağımız aileler de artar.

Seyfettin EKEN’in Özel Röportajı

Bu haber 298 kez okundu.
Diyarbakır - 09:48 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.