28° Açık
  • EURO
    Warning: number_format() expects parameter 1 to be double, string given in /home2/gazete/domains/diyarbakirgazete.com/public_html/wp-content/themes/wphaber/header.php on line 129
  • DOLAR
    Warning: number_format() expects parameter 1 to be double, string given in /home2/gazete/domains/diyarbakirgazete.com/public_html/wp-content/themes/wphaber/header.php on line 133

OYUN TEMELLİ EĞİTİM

Diyarbakır - 15 Aralık 2020 17:31 A A

Öğrenme bir süreçtir. İnsanoğlu anne karnından itibaren öğrenmeye başlar ve bu süreç son nefese kadar devam eder. Her çağda öğrenme yöntemleri farklılık gösterse de insanın öğrenmeye olan ihtiyacı ve son nefese kadar öğrenmenin süreğenliği değişmemektedir.

Öğrenme üzerinde en etkili yöntemlerden biri de oyundur. Her ne kadar oyun denilince akla çocuklar gelse de oyun her yaşta kendisine yer bulmaktadır. Ancak oyunun çocuklardaki öğrenme sürecine etkisinin diğer yaş gruplarına oranla daha yoğun olduğu kaçınılmaz bir gerçektir. Bu durum ise oyunun soyut olanı somutlaştırma üzerindeki etkisinden kaynaklanmaktadır. Burada sevgili okurlarıma somut ve soyut terimlerini açıklamam gerekiyor. Somut bildiğimiz üzere, akla ve mantığa uygun, deney yapılabilen, gözlemlenebilen ve dokunulabilen tüm varlıklar için tanımlanan bir terimken; Soyut terimi deney yapılamayan, gözlenemeyen, dokunulamayan her şeyi içerisine almaktadır. Somut ve soyut terimler bizim dünyamızı inşa ederler ve açıklamada değinilen birçok konu kapsmında algılarız,ama  çocuklar için soyut kavramı çok daha geniş ve yelpazelidir. Çocuk için ‘çok yersen dişlerin çürür’ ifadesi bile soyut olarak algılandığı için çocuklarımıza ‘çok yersen dişlerini böcekler yer’ diyerek vazgeçirmeye çalışırız. Buradan ne anlıyoruz, çocuklar için çürüme olayı soyuttur ve onun dünyasında bunu tanımlamalıyız. Böylelikle başvurduğumuz yöntem çocuğun bildiği ve hoşlanmadığı bir varlık ile vazgeçirmek olmaktadır.

Çok geniş bir girişten sonra, oyunun öğrenme üzerindeki etkisine çocuklar üzerinden başlayalım. Çocuk oyun oynarken duygu ve düşüncelerini ifade etme fırsatı bulur. Oynayarak birçok deneyim kazanır.İletişim kurma yolları arar, karşısındakini ikna etmeye çabalar, mücadele eder böylece dilini de geliştirir. Bütün gelişim alanlarında kendini  geliştirme fırsatı bulur. Oyun oynarken çocuk; eğlenir, güler, coşar, heyecanlanır, kızar, korkar, üzülür bütün bu duyguları yaşar. Oyunda çocuk bütün duyguların farkındalığı ve tepkilerinin kontrolüyle ilgili deneyimler edinir.(Gökçen, 2005,s.490).

Bununla birlikte, çocukların dünyasını geliştirecek, kavramları anlamasına ve dünyayı tanımasına yardımcı olacak en eğlenceli, öğretici, soyut kavramları  somutlaştırarak ve çocukların seviyesine indirerek anlatabilmenin en kolay şekli oyun oynamaktır. Çocuklarımızı küçük yaştan itibaren yaş grubuna uygun oyunlarla eğitmeye başlıyoruz. El ve göz kordinasyonunu, kas ve zeka gelişimlerini sağlamak; renkleri, hayvan, bitki, eşya isimlerini öğretmek için oyunlara başvururuz. Hatta öyle ki çoğu zaman yemek yedirmek için bile tabağı bitene kadar oyun oynar, dikkatini yemekten uzaklaştırırız. Bildiğimiz üzere okullarda tüm çocukları derslere dahil etmek, ilgiyi sabit tutmak, merak uyandırmak ve sürekli saate bakmaktan vazgeçirmek oldukça zordur. Ama bir öğretmen sınıfa belli materyallerle  girdiği zaman çocukların herbiri öğretmene odaklanacaktır ve neler olacağını merakla bekleyeceklerdir. Daha sonra öğretmen, oyun bazlı lakin müfredattaki konu içerikli bir giriş yaptığı andan itibaren tüm ders boyunca oyun oynanmaya devam edilmese dahi, çocukların dikkati artık öğretmende olmuş olacaktır. Çünkü oyun eğlendirir, merak uyandırır, heyecanlandırır ve yetenekleri açığa çıkarır. Bir rekabet ortamı oluşturduğu için başta direnen çocuklar dahi olsa ortamı gördükten sonra dahil olacaklardır

Aynı zamanda oyun sadece ders işlemek için değil, çocuklar arasında yaşanan problemleri çözmek ve öğretmenin öğrencileri hakkında bilmediklerini öğrenip sınıfa hakim olmak amacıyla da oynanabilir. Nasıl mı?

Öğrenme oyunları içerisinde geçen, ‘örümcek ağı’ adlı oyun bu durumlarda oldukça etkili olmaktadır. Öğretmen bir yumak iple sınıfa girer ve çocuklarla birlikte çember şekli oluştururlar. Öğretmen yumağı herhangi bir öğrenciye verir ve  ipin ucunu öğrenci kendinde tutup istediği bir öğrenci hakkında değerlendirme yapar veya birlikte geçirdikleri bir ânı değerlendirir. Ardından seçtiği kişinin ismini söyleyerek yumağı ona atar. Yumağı tutan öğrenci yine aynı şekilde değerlendirme yapar ve sonucunda yumağı seçtiği öğrenciye atar. Bu şekilde yumak öğretmen dahil herkese atılır ve ortada örümcek ağına benzer bir görüntü oluşur. Bu öğrenciler arasındaki iletişim ağınının bir göstergesi olmuş olur.

Bahsedilen bu oyunda değerlendirme esnanasında aralarında problem olan çocuklar birbirlerine karşı daha yumuşak ve çözüm odaklı yaklaşabilecekler. Öğretmen sınıfta oluşan gizli grupları dahi öğrenmiş olacak ve herbir öğrencinin karakteri hakkında genel bir bilgiye sahip olmuş olacaktır. Bu sonuçlar öğrenciler arasındaki iletişimi düzeltecek ve öğretmenin çocuklara yaklaşımını daha doğru bir yöne yönlendirecektir.

 Okulöncesi ve ilkokul döneminde oyun oynamak gayet bilinen ve daima tercih edilen bir yöntem olmuşken, oyunu yetişkinlerin eğitimi için makul gösterecek şey nedir ?

 Bu sorumuzdan sonra oyunun yetişkinler üzerindeki öğrenimine etkisini açıklamaya geçebiliriiz. Oyun bireylerin en savunmasız olduğu ve kendini ifşa ettiği; aynı zamanda aktif öğrenme anlarından biridir.

Mesela felsefe dersinde soyut aynı zamanda göreceli bir kavram olan ‘güzellik’ kavramını işleyeceksiniz. Çok fazla materyale ihtiyaç duymadan fikir kutusu adlı bir oyuna başvurabilirsiniz. Sınıfınızdakilere, getirmiş olduğunuz  herhangi bir kutunun içerisine, ‘güzellik hakkında fikirlerinizi tek veya iki cümle ile yazıp atın bakalım hep beraber tartışalım’ dediğinizde, sınıf çoktan oyun havasına girmiş ve tüm dikkatini o kavram üzerine odaklamış olacaktır. Bu şekilde işlenen dersler ilgi çekici ve daha kalıcı olacaktır.

Ankara’da katıldığım bir eğitimde insanların birbirine yabancı olduğu ürkek bakışlı, konuşmaya çekindiği yaşlarının otuz ve üzeri olan bir salonda bulunmaktaydım. Oyunun gücünü bilen ve bunu her yaştan grupla yapabileceği eğitimini almış olan hocamızın, seminer salonunda biz yetişkinleri kısa bir sürede, basit ama kaynaştırıcı ‘deneyimsel oyun teknikleri içeirisinde yer alan tanışma faslı oyunlarından birini oynatarak, bizi oyunla birbirimize nasıl ısındırdığını ve ortamı nasıl sevdirdiğine bizzat şahitlik etmiştim.

Kısacası, oyun temelli eğitim; soyutu somut, uzağı yakın eder. Öğrenmeyi sevdirir, ilgi duyulmayana karşı merak uyandırır. Bu durum her yaştan bireyin eğitimi için geçerlidir. İnteraktif ders işlemenin, aktif öğrenmeyi sağlamanın en kısa yolu birlikte oyun oynamaktan geçmektedir. Aynı zamanda bireyler birlikte eğlendiği insanlara karşı farklı bir ünsiyet besler, muhabbet duyar. Elbette sevdiğimiz insanların öğretisi daha tesirli ve kalıcı olur. Yani oyun temelli eğitimin neresinden yaklaşırsak yaklaşalım her şekilde kâr etmiş olacağız.

Son olarak yeni jenerasyonun asosyalleşdiği bir çağda yaşadığımız birçokları tarafından kabul edilmiş bir önerme iken, grup oyunlarının etkisiyle asosyalleşen çocukların sosyalleşmesini sağlayabiliriz, insan ilişkilerindeki rahatlatıcı ve eğlendirici etkisini çocuğun dünyasında uyandırabiliriz; iletişimin elzem olduğunu, kendilerinin dışında bir hayat ve hayatın içerisinde herkesin kendi dünyası olduğunu hissetirebiliriz; yetişkinlerin, olgun olması zorunluluklarını, hayatı süreki ciddye almanın ağırlığını, omuzlarındaki koca yükleri bir saat dahi olsa unutturabilir ve böylelikle motive edebiliriz. Tüm bunların sonunda oyun, eğlenirken öğrenmenin kısa bir izahıdır diyebiliriz.

Bilal ŞEN’in Yazısı

KAYNAKÇA

GÖKÇEN, F. Ç. ( 2005). Gelişim Ve Eğitimde Yeni Yaklaşımlar 2, Eğitsel Oyunlar ve Uygulama Yöntemleri, Yayıma Hazırlayan: Müzeyyen Sevinç, Morpa Kültür Yayınları, s: 490-501, İstanbul

Bu haber 658 kez okundu.
Diyarbakır - 17:31 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.