12° Açık
  • EURO
    Warning: number_format() expects parameter 1 to be double, string given in /home2/gazete/domains/diyarbakirgazete.com/public_html/wp-content/themes/wphaber/header.php on line 129
  • DOLAR
    Warning: number_format() expects parameter 1 to be double, string given in /home2/gazete/domains/diyarbakirgazete.com/public_html/wp-content/themes/wphaber/header.php on line 133

Tek Parti Yıllarında Diyarbakır-3

Diyarbakır - 29 Nisan 2020 12:59 A A

Şeyh Said isyanından sonra 1928 yılında Diyarbakır’da kurulan Birinci Umumi Müfettişlik, Diyarbakır’da asayişi sağlama, kaçakçılığı kontrol altına alma, “çete ve eşkıyalar” la mücadele etme, silah ve istihbarat toplama faaliyetlerinin yanı sıra, parti ve iskân işleriyle doğrudan ilgiliydi.

Şeyh Said isyanından sonra 1928 yılında Diyarbakır’da kurulan Birinci Umumi Müfettişlik, Diyarbakır’da asayişi sağlama, kaçakçılığı kontrol altına alma, “çete ve eşkıyalar” la mücadele etme, silah ve istihbarat toplama faaliyetlerinin yanı sıra, parti ve iskân işleriyle de doğrudan ilgiliydi. Tek parti dönemi boyunca bölgede Birinci Umumi Müfettişlik görevinde bulunan İbrahim Tali Öngören, Hilmi Ergeneli, Abidin Özmen ve Avni Doğan, Atatürk’ün yakın çalışma arkadaşlarıydı.

KARAKÖPRÜ OLAYI

Birinci Umumi Müfettişliği’nin kurulması ile birlikte tek parti olan CHP tüm faaliyetlerini Diyarbakır olmak üzere bölge illerinde en az seviyeye indirerek, hükümet işlerinin tamamı bu müfettişlik üzerinden yürütülmeye başlandı. Umumi Müfettişlik, başta Diyarbakır olmak üzere bölgede bayındırlık, imar ve iskân gibi faaliyetlerinin yanı sıra “temsil/asimilasyon vazifesi” ve en az 101 kişinin faili meçhul cinayetlerde öldürüldüğü ve konunun yıllar sonra TBMM gündemine getirildiği Karaköprü hadisesi gibi kanlı olaylara da karışarak bölgede Olağanüstü Hal’in çok önemli bir uygulayıcısı oldu.

DEMOGRAFİK YAPI, NÜFUS SAYIMLARINDA ORTAYA ÇIKTI

Tek parti dönemi boyunca Diyarbakır’daki yeni kimlik inşası nüfus, iskân ve zorunlu göç politikaları, insanların yerlerinden sürülerek batı illerine gönderilmesiyle demografik müdahalelerle desteklenmeye çalışıldı. 1927-1950 yılları arasında yapılan beş nüfus sayımının sonuçları, tek parti yönetiminin Diyarbakır’daki nüfus yapısının, nüfus hareketlerinin, nüfusun etnik ve dinsel yapısının tek kimlik politikasına nasıl evrildiğini gözler önüne seriyordu.

BALKANLARDAN GETİRİLENLER DİYARBAKIR ÇEVRESİNE YERLEŞTİRİLDİ

Bu politikalar arasında, bilhassa Şeyh Said ayaklanmasından sonra hazırlanan raporlar ve iskân kanunları esas alınarak Diyarbakır’daki iskân ve zorunlu göç politikaları önemli bir yer tutuyordu. Bu politikanın başarıya ulaşması için bir taraftan Balkanlardan getirilen muhacirler Diyarbakır’a yerleştirilirken, diğer taraftan vilayetteki ağa, şeyh ve aşiret reisi gibi nüfuz sahibi kişi ve aileler Batı vilayetlerine sürgüne gönderildi. Bu politikayla hükümet, ileride kendisine karşı muhalefet ve toplumu kanalize etme gücüne sahip olanları bertaraf ederek, hayata geçirmeye çalıştığı yeni kimlik inşasının daha hızlı bir şekilde baskı da kullanılarak topluma nüfus etmesi amaçlanıyordu.

GAYRİ MÜSLÜMLERİN ÇIKARILMASI TEKLİFİ

Bu politikanın bir devamı olarak vilayet, gayrimüslim unsurlardan ayıklanmış hale getirilmeye çalışıldı. 1925 yılında iktidardaki CHP tarafından Cemil Uybadin’e hazırlanan raporda, “Diyarbekir’de eşrafın himayeleriyle toplanmış olan iki üç bin kadar Ermeni ile diğer şehirlerde mevcut Ermeni, Süryani, Keldani, Nasturi ve sair Hıristiyanların daima meşum neticeler veren tezayüt ve tekâsüflerinin meni [artma ve yoğunlaşmalarının engellenmesi ve her halde İngilizlere alet olan bu zararlı unsurların köylerdeki Süryani ve Yezidilerin bu mıntıkadan çıkarılması” nın sebeplerinin oluşturularak vilayetteki gayrimüslimlerin bölgeden uzaklaştırılması gündeme alındı.

TÜRK OCAKLARI’NIN ROLÜ

1930’lara gelinirken, demografik müdahalelerle, zorunlu göç ve batı illeri ile Trakya’ya mecburi iskana tabi tutulan Diyarbakır’da, sosyal, siyasal ve ekonomik bir dönüşüm hedeflenerek ‘Yeni Bir Diyarbakır’, ‘Yeni Bir İnsan Tipi’ yaratılmaya çalışılarak, tek parti yönetiminin istediği şekilde bir kimlik inşa edilmeye çalışıldı. Yeni kimliğin inşasında aynı şekilde tek parti Türkleştirme programlarını da hayata geçirerek, kurduğu Türk Ocağı gibi kurumlar aracılığı ile bu politikasını hayata geçirmeye çalıştı.

DERNEK, KULÜP VE CEMİYETLERLE YENİ KİMLİK İNŞASI

Tek parti döneminde, Türkçenin yaygın bir kullanıma sahip olması ve Türkleştirme politikalarının başarıya ulaşması için zorunlu eğitime ayrıcalıklı bir rol biçildi. Cumhuriyet’in ilk yıllarında Diyarbakır’da açılan bilhassa yatılı ve kız okulları ile ilk, orta, lise, mesleki ve teknik okullar, Millet Mektepleri ve Dicle Köy Enstitüsü gibi kurumların halka yeni kimliğin benimsetilmesi konusunda önemli bir yere sahiptiler. Ayrıca, Diyarbakır’daki eğitim kurumlarının dışında, faaliyet gösteren başta Türk Ocağı ve Halk Evleri olmak üzere çok sayıda dernek, kulüp, cemiyet ve basın organı da yeni kimliğin inşasında önemli bir rol üstleniyordu. Yeni kimliğin inşasında bilhassa Diyarbakır Türk Ocağı ve Halk Evi önemli bir misyona sahipti.

TÜRK OCAKLARI YERİNE HALK EVLERİ

Diyarbakır Türk Ocağı, yeni kimlik inşası konusunda çeşitli kurslar, konferanslar, müsabakalar ve yayınlarla bunu gerçekleştirmeye çalışıyordu. CHP’nin büyük umutlarla hayata geçirdiği Türk Ocakları’nın devamı olarak açılan Halk Evleri’nin Diyarbakır’daki nihai amacı da, halkı tek parti politikası doğrultusunda yetiştirmek ve bu politikaları tabandan halka yayarak halka benimsetmekti. Bu gibi kurumlarda yöre insanının ‘özünden koptuğu’ ve ‘dağ Türkleri olduğu’ belirtilerek, ‘öz’lerine dönmeleri konusunda faaliyetler yürütülüyordu.

YENİŞEHİR’İN TEMELLERİ ATILDI

Halk Evi ayrıca, Diyarbakır’da eğitim, sağlık ve toplumsal konularda da çalışmalar yaparak topluma yeni bir kimlik kazandırma görevini üstlenmişti. Diyarbakır’da yeni kimliğin inşasında ulaşım ve bayındırlık faaliyetleri ve bu faaliyetler neticesinde yaşanan değişim ve dönüşümler önemli bir yer tutmaktaydı.

Bu faaliyetler kapsamında modern imar girişimleri de hayata geçirildi. Cumhuriyetin ve modernleşmenin sembolü olarak yeni yollar, yeni kamu binaları ve yeni konutlar yapılmaya başlandı. Diyarbakır’daki birçok kamu binası ve yapılaşmanın Sur dışına çıkarak Yenişehir ilçesine taşınması bu döneme rastlar.

DEMİRYOLLARI SOSYAL VE EKONOMİK SİRKÜLASYONU SAĞLADI

Aynı şekilde, tek parti döneminin ilk yıllarında demiryolu ulaşımına da önem veriliyordu. İnşa edilen demiryolları, aynı zamanda sosyal ve ekonomik sirkülosyona da ivme kazandırıyordu. Cumhuriyet’in ilk yıllarında büyük oranda bölge illerinde inşa edilen demiryolları insanın zaman ve mekân ile ilişkilerinde köklü değişikliklere yol açarak modernleştirici ve en nihayetinde sekülerleştirici bir işlev görüyordu. Tek parti yönetimi, yeni Cumhuriyet ile kendisini Diyarbakır’da görünür kılmak ve “geçmişin izlerini silmek” için mimariye büyük önem veriyordu.

MİMARİDE YENİ İNŞA SÜRECİ

Diyarbakır’da inşa edilen hastane, okul, gar, park, Halk Evi, hükümet konağı, Birinci Umumi Müfettişlik ve diğer kamu mekânları Cumhuriyet’in “yeni” ve “asri” yüzünü simgeliyordu. Ayrıca Suriçi’ne alternatif olarak Yenişehir’de inşa edilen yapılar, modernist bir proje olup eski kent dokusundan tamamen farklılaşıyordu. Modern dönemde şehirdeki kamu binaları, parklar, bulvarlar ve meydanlar ile diğer mimari öğeler, yeni bir toplumun inşasında önemli bir işleve sahip olup modern dönemi yansıtıyor ve yeni kimlik inşasının alt yapısını oluşturuyordu bir anlamda.

TEK PARTİ RÜYASININ SONU

1920’den başlayarak 1950’ye kadar devam eden CHP iktidarı döneminde tekleştirme ve yeni kimlik inşası ister istemez muhafazakar kesimin tepkisine neden olduğu gibi bölge illeri de bu konuda içten içe rahatsızlık duyuyordu. Demokrat Parti’nin kurulması ve ‘gizli oy’, ‘açık tasnif’ yapılmasına rağmen, Demokrat Parti’nin Celal Bayar, Adnan Menderes gibi isimleri 1946 seçimlerinde vekil seçmesi halkı heyecanlandırmış ve 1950’de yapılan ‘açık oy’, ‘gizli tasnif’ uygulamalı seçiminde Demokrat Parti seçimleri kazanarak iktidara gelmişti. Demokrat Parti’ye en çok oy çıkan bölgeler ise, 30 yıldır baskının sürdüğü bölge illerinden geliyordu.

Ahmet Sünbül / Yazı Dizisi -3

(Bitti)

Bu haber 721 kez okundu.
Diyarbakır - 12:59 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.