14° Açık
  • EURO 6.07
  • DOLAR 5.31

‘Türkiye krizle yüzleşmeli’

Diyarbakır - 13 Ağustos 2018 10:48 A A
Ak parti Ergani Aday Adayı Ak parti Hani Aday Adayı

Türk Lirası son aylarda Dolar ve Euro karşısında yüksek oranda değer kaybederken, yaşanan bu durum ekonomik krizin ayak sesleri olarak yorumlanıyor. GÜNGİAD Başkanı Hakan Akbal, bundan etkilenen birçok firmayı işten çıkarma, üretimi yavaşlatma, durdurma, erteleme iflasların beklediğine vurgu yaparak, “Krizler ülkeler için kaçınılmaz dönemlerdir. Krizi ertelemek, sadece ve sadece sonucunun daha ağır olmasına yol açar. Ben krizle yüzleşmenin en doğru adım olduğunu düşünüyorum. Doğru yönetirseniz 2 yılda atlatırsınız, doğru yönetemezsiniz 5 yılda atlatırsınız.” dedi. DİSİAD Başkanı Burç Baysal ise Türkiye’nin yaşadığı ekonomik bunalımın sadece rahip Brunson olayına bağlanmaması gerektiğini belirtirken, ekonominin düzelmesi için öncelikle siyasetin normalleşip demokratikleşmenin sağlanması gerektiğinin altını çizdi.

Türkiye’de döviz kurları rekor üstüne rekor kırarken, doların ateşi bir türlü düşmek bilmiyor. Rahip Brunson olayı, bakanlara yönelik yaptırımlar ile birlikte çelik ve alüminyumda gümrük vergisinin iki katına çıkarılması hem siyasette hem de ekonomide tansiyonun yükselmesine neden oldu. Türkiye döviz kurlarını nefes nefese takip ederken, biz de yaşanan bu durumu iş dünyası temsilcilerine ve vatandaşlara sorduk. Verilen ortak cevap ise Türkiye’nin yaşadığı ekonomik bunalımın sadece rahip Brunson olayından kaynaklanmadığı yönünde.

“TL’NİN DEĞER KAYBI YÜZDE 70’İ AŞTI”

Türkiye’nin yaşadığı durumu ‘Kur şoku’ olarak nitelendiren Güneydoğu Genç İşadamları Derneği (GÜNGİAD) Başkanı Hakan Akbal, “TL özellikle son 1 ay içerisinde tam anlamıyla bir çöküş yaşadı. Ben bunu kur şoku olarak isimlendiriyorum. Sadece 1 ay öncesine Temmuz başlarına baktığımızda Euro 5.40, Dolar ise 4.60 seviyesinde. Dış ticaretimizin neredeyse yüzde 100’ünü yaptığımız bu iki paradaki artış yaklaşık olarak yüzde 40. Bir diğer ifade ile dış ticarette bağımlı olduğumuz iki temel para birimine karşı TL yüzde 40 değer kaybetmiş. Yılbaşında bu yana, yine bu iki para birimine karşı TL’nin değer kaybı yüzde 70’i aştı. Bu özellikle yabancı para cinsinden kredi kullanan şirketler için tam bir kâbus senaryosu. Düşünün yüzde 2-3 seviyelerindeki faizlerle yurt dışından ucuz kredi sağladığınızı düşünürken, bu faizin 30 kattan fazlasını ödemek zorunda kalıyorsunuz. Sadece iş dünyasının önümüzdeki bir yıl içerisinde 240 milyar dolara yakın borç ödemesi gerekiyor. Yani ayda yaklaşık 20 milyar dolar ödenmesi gereken yükümlülüğünüz var. Birçok firma bunu yerine getiremeyeceği için işten çıkarmalar, üretimi yavaşlatma, durdurma, erteleme ve iflaslar başlayacak. Bu kaçınılmaz bir durum. 6.50 seviyesine gelen dolar, 7.30 seviyesine gelebilir. Euro’yu bir miktar geri çekebilseniz de bu durum kaçınılmaz olarak yaşanacak” ifadelerini kullandı.

“KRİZİN TEMEL NEDENİ EKONOMİDEKİ POLİTİKASIZLIKTIR”

Krizlerin doğru yönetilmesi halinde iki yılda atlatılabileceğini vurgulayan Akbal, sözlerini şöyle sürdürdü: “Brunson olayı krizin erken ortaya çıkmasını sağladı. Elbette ki krizin nedeni bu olaya bağlanamaz ama bana sorarsanız Brunson olayı bir şans olarak da görülebilir. Eğer bir ülke krize gidiyorsa, bu durumu gözlerden kaçırıp, halının altına süpüremezsiniz. Krizi ertelemek, sadece ve sadece sonucunun daha ağır olmasına yol açar. Ben krizle yüzleşmenin en doğru adım olduğunu düşünüyorum. Çevremizde buna ilişkin örnekler yaşadık. Rus rublesindeki sert değer kaybı, İrlanda krizi, İspanya ve İtalya’da yaşanan mali kriz, Yunanistan’ın ülke olarak iflas noktasına gelmesi, hatta 2008’de Amerika’da başlayan mortgage krizi… Krizler ülkeler için kaçınılmaz dönemlerdir. Bunu kompleks meselesine dönüştürmemek gerekir. “Kriz”, yönetmeniz gereken ekonomik bir süreçtir. Doğru yönetirseniz 2 yılda atlatırsınız, doğru yönetemezsiniz 5 yılda atlatırsınız. Yani her durumda gelip geçecek olan bir süreçtir. Krizin oluşmasına gelince: Bu hazırlayan kesinlikle, sizin bahsettiğiniz gibi “yanlış ekonomik politikalar” değil, krizin temel nedeni ekonomideki politikasızlıktır. Son 10 yılda, bütün bakanların, başbakanın ve Cumhurbaşkanlarının katıldıkları görkemli toplantılar yapıldı. Çok güzel tablolar hazırlandı, zaman çizelgeleri hazırlandı, eylem planları yapıldı. Sonuca baktığımızda, elde koca bir sıfırdan başka bir şey yok. Defalarca tekrarlanan sözde “ekonomide yapısal değişim” planlarına ne oldu? Toplantılardan sonra, diğer süslü sunum dosyalarının yanında yerini aldı. Para politikası ile sonuç alınmaya çalışıldı. Üretim ekonomisi yerine spekülasyon ekonomisi tercih edildi, Merkez Bankası ile faiz polemiklerinin dışına çıkılamadı. Ekonominin, özüne, niteliğine, yapısına dokunulmadı. Bence asıl sorun da bu.”

“ALBAYRAK’IN SUNUMU BİR ŞEY İFADE ETMİYOR”

Dövizde trendi geriye çevirmenin yol ve yöntemlerinin aranması gerektiğini kaydeden Akbal, “Benim bu saatten sonra beklediğim şey, dolara ilişkin restleşmeler değil. Ortalama insanın içini rahatlatan kabadayıca sözler benim ilgimi çekmiyor. Ben bir iş adamıyım: Dolayısıyla da benim dikkate alacağım şey dövizde trendi geriye çevirme şansımız var mı, varsa bunun yolu yöntemi nedir? Ben buna bakarım. Ortalıkta 1 dolarlık banknotlar yakan ortalama insanın haleti ruhiyesi başkalarının gündemi olabilir ama bu çocukça şeylerle oyalanmayı zaman kaybından öte bir şey olarak düşünmem. Sayın Berat Albayrak’ın sunumu da diğer görkemli sunumlar da olduğu gibi bir anlam ifade etmiyor. Kaldı ki içerik açısından ortada bir şey de yoktu” dedi.

BAYSAL: “SİYASETEN YAPILMASI GEREKENLER VAR”

Diyarbakır Sanayici ve İş İnsanları Derneği (DİSİAD) Başkanı Burç Baysal, Türkiye’nin yaşadığı durumun sadece rahip Brunson olayına bağlanmaması gerektiğine dikkat çekti. Baysal, sözlerine şöyle devam etti; “Bugün geldiğimiz noktada mevcut ekonominin hangi koşullar altında buraya geldiğini siyaset kurumu çok net biliyor. Merkez Bankası’nın döviz satışına girmesi veya faiz artırımından bağımsız siyaseten yapılması gerekenler var. Siyaseten yapılması gerekenler rahip Brunson’un bırakılması veya sadece bakanlara ilişkin yaptırımlar değil. Demokratikleşme yönünde hükümet ne kadar açılım yaparsa ekonomi de buna bağlı olarak rahatlar. Yapısal reformlar değil, ülkenin geneli içerisinde geçmişte başlatılan Avrupa Birliği sürecindeki olgular ve daha ileri demokrasi söylemlerinin siyaset kurumu tarafından ifade edilmesi Türk parasını daha değerli kılacaktır. Ekonominin düzelmesi için öncelikle siyasetin normalleşip, demokratikleşmesi gerekiyor. Türkiye’nin yaşadığı durumu sadece rahip Brunson olayına bağlamak da olaya çok dar bakmak anlamına gelir. Ülkenin son yıllarda yaşadıklarına hepimiz tanığız. Türkiye çok kolay olaylar yaşamadı. Ülkenin geneli ile ilgili eşitlik ve adaletin kuvvetli hale gelmesi bu işin çıkış noktasıdır. Atılacak olan demokratik adımlarla birlikte zaten ekonomi de daha doğru bir zemine gelir. Aksi takdirde bugünden daha kötü tablolar bile karşımıza çıkabilir. Bütün girdileri döviz üzerine olan bir ekonomimiz var. Yapmış olduğumuz ihracatın ham maddesini de bir şekilde temin eden bir yapımız var. Bunlarla mücadele etmek iş dünyasının becerebileceği bir şey değil. Bu ülkeyi seven herkesin ortak bir paydada net olması gerekiyor.”

DOĞAN: “FİRMALARIN GELİŞİ BIÇAK GİBİ KESİLDİ”

Son bir haftalık süreç içerisinde firmaların gelişinin aniden kesildiğini dile getiren Diyarbakır Otelciler Derneği Başkanı Havva Doğan, “Dövizin rekor kırması kimi zaman turizm için iyi diyorlar fakat bu durumun Ege ve Akdeniz turizmi için olumlu bir yönü olabilir. Fakat bizim gibi şehir otelcileri için olumlu değil. Çünkü müşteri portföyümüz farklıdır. Şu an bölgedeki iş dünyası satış ve nakit sorunu yaşadığı için maalesef kimse personelini seyahate göndermiyor. Doğal olarak durum olumsuz. Bölge otelleri için de iç açıcı bir durum söz konusu değil. Geçtiğimiz haftadan beridir. Firmaların geliş-gidişi bıçak gibi kesildi. Tüm otelci arkadaşlarımız kötü bir sezon geçirdi” dedi.

‘KİMSE ÖNÜNÜ GÖREMİYOR’

Eylül ve Ekim ayının hareketli geçmesini beklediklerini dile getiren Doğan, daha sonra şunları söyledi: “Bir takım talepler var. Yine de patlak veren bu ekonomik sorunun gölgesinde neler olacağını bilemiyorum. Kimse önünü göremiyor. İş dünyası olarak istikrarsızlığın sona ermesini bekliyoruz. Diyarbakır’da şu anda açılması planlanan iki otel var. İnşaat aşamasında olup 2019’da açılması planlanan üç otel var. Doların yükselmesi maliyeti çok yükseltiyor. Gidişatı hiç olumlu görmüyoruz. Önümüzdeki süreçte bir şeylerin netleşmesini bekliyoruz”

AKKUL:KUYUMCU ESNAFLARI ALTIN SATIŞI YAPAMIYOR’

Kuyumcu esnafının dövizdeki ani dalgalanmalar nedeniyle altın satışı yapamadığını belirten Diyarbakır Kuyumcular ve Sarraflar Odası Başkanı Mustafa Akkul, “Türkiye’de üretimde yüzde 90 oranında ham madde yurt dışından ithal edildiği için doların yükselmesi tüm piyasayı etkiliyor. Bizim sektörümüz de dolar endeksli olduğu için biz de olumsuz etkileniyoruz. Hatta bu durum altının daha fazla yükselmesine neden oluyor. Biz şu anda kuyumcu esnafları olarak ne yapacağımızı şaşırmış durumdayız. Altın alalım mı, satalım mı? Karar veremedik. Alırsak sert düşüşler yaşanabilir diye endişeleniyoruz. Satarsak da ani fiyat yükselmesinden korkuyoruz. Bu anlamda sıkıntılar yaşanıyor. Bu durumu düzeltmek için sadece açıklama yapmak yetmez. Ciddi adımların atılması gerekiyor. Aksi halde bu ateşin söneceğini sanmıyoruz. Amerika’ya giden heyet bir netice alamadı. Ciddi ve tatmin edici bir açıklama hükümet tarafından yapılmadı. Endişe ile bekliyoruz. Kuyumcu esnafları siftah yapmadan dükkân kapatıyor. Şu anda kuyumcu esnafları altın satışı yapamıyor. Herkes altının düşmesini bekliyor. Altınını bozmak isteyen de biraz daha yükseleceğini düşünerek altınını bozmuyor. Bu sıkıntılar aşılmazsa aksi durumda daha kötü bir tablonun bizi bekleyeceğini düşünüyoruz. Biz vatandaşa her zaman borçlarınız varsa altına yatırım yapın demişizdir. En güvenli liman altındır. Bunu söylemeye devam ediyoruz. Kimse karamsar olmasın düğünü olanlar ertelemeye gitmeden düğünlerini yapsın. Türkiye’nin ekonomik anlamda temeli sağlam olsa papaz olayı kriz çıkmazdı. Bu olaylar sadece birer nedendir. Türkiye’nin yaşadığı kriz, bir takım yanlışların sonucudur.  Türkiye’ye sıcak para girişinin olması gerekiyor. Aksi halde bu ateş sönse bile yarın tekrar alevlenebilir” diye konuştu.

Kaynak: (Mehmet Uğur ÇAKIL/Yenigün Özel)

Bu haber 31 kez okundu.
Diyarbakır - 10:48 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.