28° Açık
  • EURO
    Warning: number_format() expects parameter 1 to be double, string given in /home2/gazete/domains/diyarbakirgazete.com/public_html/wp-content/themes/wphaber/header.php on line 129
  • DOLAR
    Warning: number_format() expects parameter 1 to be double, string given in /home2/gazete/domains/diyarbakirgazete.com/public_html/wp-content/themes/wphaber/header.php on line 133

Siyasetçiler Siyanürlü intiharları değerlendirdi

Bağlar - 11 Kasım 2019 17:58 A A

Siyanürle intihar ve ölümler üzerine, siyasilerin Diyarbakır il temsilcileri ile STK’lar açıklamalarda bulundu.

Yaşanan intihar vakalarının ekonomik nedenlerden kaynaklı olması yürekleri dağladı. Antalya’da çocuklarıyla birlikte intihar eden Selim Şimşek’in geriye bıraktığı mektubunda maddi zorluk çektiklerini ifade ederek, “Herkesten özür diliyorum ama artık yapacak bir şeyim yok” yazdığı belirtilmişti. O mektup üzerine ekonomik çöküntü yaşadığı için kendisiyle birlikte çocuklarının da hayatını kaybetmesi Türkiye genelinde hüzne neden oldu.

Siyasi partilerin temsilcileri; “Eskiden insanlar iflas ederken kendisi intihar ederdi. Ancak bugün iflas veya ekonomik olarak çıkmaza giren aile reisi, kendisiyle birlikte çocuklarının da canına kıyıyor. Bu nedenle intihar çeşitlerinin değişti” dedi.

CEYLAN: “BU TÜR ÖLÜMLERİ TASVİP ETMİYORUZ”

HDP Diyarbakır İl Başkanı Zeyyat Ceylan; “Bu intihar vakaları, her şeyden önce siyasal iktidarın toplumda oluşturduğu durumla ilgilidir. Bu intihar vakaları, toplumu maddi manevi olarak getirdiği durum ortadadır. AK Parti ve MHP iktidarı, toplumun sorunlarını çözeceğine dair vaatler verdi. Kürt sorunu, alevi sorunu ve ekonomik sorunu çözeceğiz dediler ama çözemedikleri gibi daha da berbat hale getirdiler. Toplum barışı inşa edeceğiz dediler ama bugün ülkede toplumsal bir kaos yaşanıyor. İster istemez bu durum toplumun psikolojisi üzerine de etki ediyor. İnsanları öyle bir seviyeye getirdiler ki insanlar önünü göremez hale geldiler. İster istemez yaşadığımız bu olaylar, haliyle AK Parti- MHP iktidarının maddi ve manevi anlamda toplumu getirdiği nokta toplumun çökmüş halidir. Çökmüş toplum, önünü göremeyen toplum, çözüm üretmede sıkıntılar yaşayan toplum ve kendine olan inancını yitirmiş bir toplum yaratma çabası içine girmiş ve bunu da başardılar. Sonuç itibariyle geldiğimiz nokta da toplu ölümlerin yaşandığı vakalar sıradan ölümler değildir. Bu ölümler bir insanın bunalıma girip anlık karar vereceği ölümler de değildir. Yaşadığımız sürecin mimarı ve müsebbibi de AK Parti-MHP iktidarıdır. Biz her şekilde maddi ve manevi bu sürece karşı mücadele edip tekrar bu toplumu kucaklayan ve onların AK Parti-MHP iktidarının yarattığı psikolojiden kurtaran bir süreci inşa etmeliyiz. Bu olayların önüne geçecek adımları atmazsak bu olayların diğer vatandaşlara da sirayet edeceği kesindir. Bu ölümleri tasvip etmiyoruz, intihar etmek de çözüm değildir. Bizim intihardan ziyade yaşamı, toplumsal kültürü, refahı ve toplumsal barışı esas almamız gerekiyor ki bu tür olayların önüne geçebilelim” dedi.

SAYIN: “ÇOK VAHİM BİR DURUMDUR”

Eskiden iflas eden insanlar sadece kendisi intihar ederken bugün maddi olarak çöküş yaşayanların ailelerini de kendisiyle birlikte intihara sürüklediklerini ifade eden CHP Diyarbakır İl Başkanı Mehmet Sayın; “Yıllardır kötü durumda olan Türkiye ekonomisi daha da kötüye gidiyor. İktidar, buna duyarsız kalarak ülkenin gerçek gündemi olan ekonomiyle ilgili kimseyi konuşturmuyor. Umarım bir daha böyle olaylar yaşanmaz. Hükümetin görevi biran önce ekonomik anlamda gereken önlemleri almalı ve atılması gereken adımlar biran önce atılmalıdır. Ölen insanlarımıza Allahtan rahmet diliyorum. Bu yaşanılanlar çok kötü ve acı bir durumdur. Eskiden iş adamları çok kötü duruma düşüp iflas ettikleri zaman kendileri intihar ederdi ama bugün maddi olarak çıkmaza giren evin reisi diye tanımladığımız kişi kendisiyle birlikte çocuklarını da öldürerek hayatına son veriyorlar.  Bu çok vahim bir durumdur. Son olay gösteriyor ki birinci olaydaki yaşanılanlar taklit edilmiş ve insanlar bir önceki olaylara bakarak intihar ediyorlar. Bu da acı bir olaydır. Bu tür olayların yaşanmaması için hükümetin bir an önce gerçek gündemimiz olan ekonomiyle ilgili gerekli adımları atması lazımdır. Gidişat, gerçek anlamda iyi değildir ve önlem alınmazsa bu tür ölümler bulaşıcı yolla başka yaşamların da son bulmasına neden olacaktır. Çünkü biz her gün sokakta esnafla görüşürken maddi olarak zor durumda olduklarını ve ileriyi görme adına bir umutları kalmadığını söylüyorlar” diye konuştu.

BOZAN: “İKTİDAR EKONOMİ KONUSUNDA MİLLETİ ALDATIYOR”

İktidarın işsizliğe çözüm bulamaması sonucu bu olayların yaşandığına değinen Saadet Partisi İl Başkanı Fesih Bozan, iktidarın artık bu tür sorunlara çözüm üretmesi gerektiğini söyledi. Bozan; “Son 18 yıldır AK Partinin uygulamış olduğu borçlandırma, tüketim ve israfa yönelik ekonomi anlayışı maalesef vatandaşlarımızı ciddi anlamda fakirleştirmiştir. Üretime dayalı olmayan ekonomi anlayışı işsiz sayısını ciddi anlamda artırmıştır. Bu işsizliğin neticesinde insanlarımız doğal olarak bakkala ve kasaba olan ihtiyaçlarını borçlanarak karşılamaya çalışıyor. Borç ödeme vakti gelince de borçlarını ödeyemeyen vatandaş, çıkış yolu olarak da artık kendisiyle birlikte ailesini öldürmekte arıyor. Bu olay ne ilk olaydır ne de son olay olacaktır. Son 18 yılda 50 binin üzerinde intihar vakası vardır. İntihar vakaları insanların maddi ve manevi anlamda içine girdikleri çıkmazdan kurtuluş yolu olarak ortaya çıkmıştır. Hz. Ömer’in Dicle’nin kenarında bir koyun kaybolursa vatandaşlar bunun hesabını bize sorar anlayışı var iken, maalesef iktidar Hz. Ömer’in ismini diline dolayıp ama Hz. Ömer’in adaletli oluşunu, ekonomik olarak paylaşımcı yönünü görmemektir ve sorumluluk hissetmiyorlar. İnsanlar aç bırakılıp asgari ücretle geçindirilmek zorunda bırakılıyor. Türkiye’de 60 milyonun altında vatandaşımız yoksulluk sınırı altında yaşamaktadır. Böyle bir ülkede hayvancılık, tarım, sanayi ve üretimin bittiği bir noktada ülkenin sürekli borçlanmayla ayakta durmaya çalışması ve bu borçlar da millete vergi olarak yansıtılmaya çalışılırken iktidarın halen israf, tüketim ve saraylarda gününü gün etmesi ciddi bir sorumsuzluğu göstermektedir. Artan vergilerin altında ezilen vatandaşlarımız evine ekmek götürememe derdine düşmüştür. Ülke intiharlarla boğuşurken iktidar, yapmış olduğu algı operasyonlarıyla ülkenin ekonomisini güllük gülistanlık olarak göstererek milleti aldatmaktadır. Bu intiharlar, maddi çöküntünün yanında manevi yozlaşma olarak değerlerimizden kopuşu da bize göstermiştir.  Burada yapılması gereken vatandaşların futbol takımı tutar gibi parti tutmaması gerekiyor. Vatandaşlarımız, oy vererek seçtiği siyasi kişilerin kendilerine mi ülkeye mi vatandaşa mı hizmet ettiğine bakarak dikkat etmeli ve o kişileri takip etmelidir. Eğer bugün vatandaş futbol takımı tutar gibi parti tutarsa bu intihar vakaları yaşanmaya devam eder. Çünkü partilerin görevi ülkeyi daha müreffeh bir seviyeye çıkarmak iken böyle olayların yaşanması da ister istemez insanları kötü etkiliyor. Burada siyasetçiler toplumda var olan problemleri tahlil etmesi, doğru okuması ve doğru çözümler üretmesiyle mümkündür. AK Parti, üretime ağırlık vermesi gerekirken israfa devam etmesi bir sonraki seçimde AK Parti’nin büyük kaybetmesine neden olacaktır. Çünkü bir ülke ekonomik anlamda büyüyorsa işsizliğin olmaması gerekir. Bir ülke ekonomik anlamda gelişmişse fakirliğin azalması gerekir ama bugün baktığımızda bu durumun tam tersi meydana gelmiştir.

AKTAŞ: “İNTİHARLARI DOĞRU BULMUYORUZ”

HÜDAPAR Diyarbakır İl Başkanı Osman Aktaş da siyanürle intihar vakaları hakkında şu şekilde konuştu; “İstanbul ve Antalya’daki intihar vakaları bizi derinden üzmüş ve geleceğe dair olan kaygımızı bir kez daha ortaya koymuştur. HÜDAPAR olarak biz intiharı doğru bulmuyor ve dünya imtihanından kaçış olarak değerlendiriyoruz. İnsanlar intihar ederek kurtuluşa ermiş olamaz, aksine hem dünyasını hem de ahiretini heba eder. Bir kişinin gerek ekonomik, gerek psikolojik ya da mutsuzluk gibi nedenlerden dolayı intihar etmesi o kişinin içerisinde bulunmuş olduğu psikolojiyi ortaya sermektedir. İntihar etmeyi düşünen kişide bunun belirtileri kendini gösterir. Böyle durumlarda yapılması gereken şey kişiyi o psikolojiden kurtarabilecek en önemli etken çevresindekilerin kendisiyle sağlıklı iletişime geçmesidir. Kişinin davranışlarından yola çıkarak tespitler yapılıp, önlem alınabilir. İntihar olaylarının belki de en önemli sebeplerinden biri de birçok söylem ortaya konduğu halde pratikte bunların uygulanmamasıdır Bu noktada başta hükümet yetkilileri olmak üzere her kesime görev düşmektedir. Hükümetin 17 yıllık iktidar dönemindeki maddi kalkınmayla birlikte, manevi kalkınmanın da sağlanması gerekirdi. Toplumun ıslahı için dinin hayatın her alanında olması gerektiğini söylüyoruz. Din hayatın içerisinde yoksa hayat yoktur. Din hayata hayat verir, aynı zamanda vicdana ışık verir, insanların yollarına ışık olur. İntihar vakalarındaki artışta ekonomik sıkıntılar da önemli bir etkendir. Bugün ülkemizde işsizlik rakamları her geçen gün artmaktadır. Bu yönde ciddi iyileştirmeler sağlanmayınca böyle olaylara zemin hazırlanmış oluyor. Bu tür olayların bir daha yaşanmaması için sosyal devlet anlayışının bir gereği olarak istihdamın en iyi hale gelmesi yolunda toplumun gerçeklikleri de göz önüne alınarak kalıcı çözümler üretilmelidir. Çünkü istihdam sorunu ekonomik krizlerin aşılması noktasında en temel meseledir. Gelinen süreç itibariye halkın alım gücü gittikçe düşüyor. Bununla birlikte kamu kurumlarında yapılan israflar had safhadadır. Bu yönde düzenlemeler yapılmadığı takdirde ekonomik problemleri aşmak çittikçe daha zor bir hal alacaktır.”

KAYA: “İKTİDAR SOSYAL YARDIMLARA ÖNEM VERMİYOR”

AK Parti iktidarının ilk yıllarında önem verdiği sosyal yardımlara artık eskisi gibi önem vermediğini dile getiren Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkanı Mehmet Kaya; “Ekonomik dalgalanmalar her toplumda bu tür sonuçlar yaratıyor. İflaslar, insanların ekonomik anlamda çocuklarını ve eşini geçindirememe sorunlarının ortaya çıkması özellikle Ağustos ayından sonra Türkiye’de yaşanan yoğun işsizlik, işten çıkarmalar, firmaların kapanması bu tür olaylara sebebiyet veriyor. Burada işi sadece ekonomiye bağlamak doğru değildir ama en büyük etkenin ekonomik neden olduğunu söyleyebiliriz. Burada zengin ülke olmak ile insan yaşamına uygun ekonomik ortam oluşturmayı dengelemek lazımdır. Toplumun tüm kesimine sağlayacak ekonomik bir gelişme modeli yaratmazsanız gelişmiş toplum olmazsınız. Zengin ülke olabilirsiniz ama sizin yoksulluk ve açlık sınırının altında insanınızın kalmaması gerekir. Bu işsizlik maaşlarıyla, sosyal yardımlarla bunu sağlamak gerekiyor. Türkiye, son dönemde bunları çok ihmal etti. AK Parti’nin iktidarının ilk dönemlerinde en çok önem verdiği alan sosyal yardımlar iken son dönemlerde bu yardımlar, makro projeler ve güvenlik politikalarıyla göz ardı edilerek ihmal edildi. Dolayısıyla bunların sonucu olarak artık evine ekmek götüremeyen insanlar, intihar etmeye başladı. Zengin ülke olmak için öncelikle gelirin tabana eşit derecede yayılması gerekiyor. İşsizlikler olabilir ama ülkenizde açlık sınırında yaşayan insanları bitirmeliyiz. Dağılımını ekonomik dağılımı o şekilde yapmalıyız. Son olayda yaşamını devam ettirmeye çalışan babayla ilgili temel sorunun ekonomik olması da bu sonucu ortaya koymuştur. İnsanlar evine ekmek götüremeyip elektrik faturasını ödeyemeyince de sonuç olarak bu durum ortaya çıkmıştır. Açlık sınırının altında insanlar toplumda kalmamalıdır” diye konuştu.

Seyfettin EKEN’in Özel Haberi

Bu haber 687 kez okundu.
Bağlar - 17:58 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.