16° Açık
  • EURO
    Warning: number_format() expects parameter 1 to be double, string given in /home2/gazete/domains/diyarbakirgazete.com/public_html/wp-content/themes/wphaber/header.php on line 129
  • DOLAR
    Warning: number_format() expects parameter 1 to be double, string given in /home2/gazete/domains/diyarbakirgazete.com/public_html/wp-content/themes/wphaber/header.php on line 133

Diyarbakır ‘Taş Konak’a kavuştu…

Diyarbakır - 27 Eylül 2020 16:07 A A

Diyarbakır’lı kadın girişimci Ayla Akkum ve oğlu genç girişimci mimar Cihan Akkum tarafından Diyarbakır’ın İslam orduları tarafından fethedildiği rivayet edilen alanda ‘Taş Konak’ adında 1 milyon dolara mal olan bir işletme açtı.

14 yıldan bu yana Diyarbakır’da bir kafeyi işleten Ayla Akkum’un tecrübesi ile genç mimar Cihan Akkum’un mimari tecrübesini birleştirerek, Diyarbakır’a özgü bazalt taşları kullanarak, bir restoran, kafe tarzı bir işletmeye hayata geçirdi. Yapım aşaması 2 yıl süren ve genç mimar Cihan Akkum’un projelendirdiği işletme Diyarbakır’a ayrı bir renk kattı.

Uzun yıllar önce Diyarbakır’dan Dicle Nehri’ne akan ancak ilgisizlik yüzünden kuruyan Fiskaya Şelalelisini yeniden Dicle Nehri ile buluşturan bir işletme olan Taş Konak, Diyarbakırlılara yıllar önceki o atmosferi sunuyor.

“MÜŞTERİ DEĞİL MİSAFİRLERİMİZ”

‘Müşteri değil, misafir’ sloganı ile hizmet veren işletmede istihdam edilen personelin yüzde 90’ını da kadınlardan oluşuyor. Bir yandan Fiskaya şelalesi diğer yandan Dicle Nehri arasında kalan işletme yeşil alan oranı da oldukça yüksek bulunuyor.

14 yıl önce eşinin açtığı kafede önce mutfak bölümünde girişimciliğe başlayan Ayla Akkum, daha sonra kafenin tamamını işletti. Bir yandan kafeyi işleten, diğer yandan iki çocuğuna annelik de yapan Akkum’un, kız çocuğu tıp doktorluğu, oğlu da Mimarlık fakültesinde okuyor.

HEM İŞLETMECİLİK HEM DE ANNELİK YAPTI

Hem işletmecilik hem de annelik yaparken zorlanmasına rağmen yılmayarak ve diğer kadınlara da örnek bir tutum sergileyerek, işletmeciliğe devam etti.

Tecrübesin genç mimar oğlu Cihan’ın tasarımlarıyla birleştirerek, ‘Taş Konak’ı Diyarbakır halkına kazandıran Ayla Akkum, kadınların sesi olmaya devam ediyor.

İşte Akkum Ailesi ile röportajın tamamı;

“BİR EVDE NASIL MİSAFİR AĞIRLANIYORSA, İŞLETMEDE DE AYNI ŞEKİLDE AĞIRLANIR MANTIĞINI SAVUNDUM

14 Yıl önce 2 çocuklu bir ev hanımı olduğunu vurgulayan Ayla Akkum, “Eşimin işlettiği bir işletme vardı. Eşimden bir şans istedim. Bu işletmeyi ben işletebilir miyim? Yapabilir miyim? Diye eşim ile sürekli konuşuyordum. Eşim bana ilk başlarda bunu yapamayacağım söyledi. Tepki aldım. Sonra mutfaktaki eksiklikler, işletmenin düzeni ve aileler nasıl bu kafeye gelebilir şeklinde fikirlerimle dışarıdan destek vermeye başladım ve ardından işin içinde olursam daha verimli olacağımı söyledim. Ev hanımıyım diye kabul görmedim. İş hayatına girdiğim zaman 26 yaşında idim. Başarılı olabilir miyim diye kendimi sürekli sorguluyordum. Bir evde misafir nasıl ağırlanıyorsa, bir işletmede de böyle olması gerektiğini söyledim. Ve böylelikle işletmeye adım attım. Eşimin kabul etmesi biraz zor oldu tabi. Kendi işini yapmam benim için ayıp değildi. Personelimle birlikte ağaç ekmişim, temizlik yapmışımdır. İşleri hep birlikte yapıyorduk. Koltukta oturmak bana çalışmıyorum gibi geliyor” diye konuştu.

“BİR ANNE OLARAK TOPLUMA İYİ EVLATLAR YETİŞTİRDİM

Akkum, şöyle dedi:

“Kafeyi işletirken, iki tane de çocuğum vardı. Bildiğiniz gibi iş sektöründe tatil yok. O yüzden çok zorlanıyordum. Burada da çocuklarımı ihmal etmeme, eğitimlerini verme açısından zorlandım. Ama çocuklarımı yine de ihmal etmedim. Kızım Tıp Fakültesinde okuyor, oğlum da Mimarlık Fakültesinde okuyor. İnanıyorum ki, bir anne olarak topluma iyi evlatlar yetiştirdim”

“DİYARBAKIR’DA DİYARBAKIR’I HİSSETTİREN BİR MEKÂN YOKTU”

Diyarbakır’da Diyarbakır’ı hissettiren bir mekan olmadığının altını çizen Girişimci Ayla Akkum, “Diyarbakır’ın dışında gelen misafirlerim olurdu. Bunun dışında bazen ben de bir anlık farklı bir ortama gidip bir kahve içmeyi çok istiyordum. Ama Diyarbakır’da Diyarbakır’ı hissettiren, yansıtan böyle bir mekan göremedim. Her şeyin olduğu bir ortamı istiyordum. Neden 60 kişiye bir istihdam yaratamıyorum?  Bu düşünce ile yola çıkarak, böyle bir işletme açtık. Oğlumun fikirlerini aldım. Bunu hayata geçirebilir miyiz? Dedim. Ona anlattığımda sen bunu üstlenebilecek misin? Diye sordum.

“OĞLUM VE OĞLUM GİBİ GENÇLERE İSTİHDAM YARATMAK BANA BÜYÜK KEYİF VERDİ”

Oğlum da bu konuda gerçekten çok istekliydi. Oğlumda bunu görünce adım attım. Oğlum ve oğlum gibi gençlere istihdam yaratmak ve kendi tecrübelerimi aktarmak bana büyük bir keyif verdi. Ayaklanmam gerekti. Eşim de bize bu konuda destek verdi. Hizmet sektörü çok sabır isteyen bir iştir. Buranın temelinde eşimin çok fazla desteği oldu. Bize destek verdi. Daha sonra oğlumun fikirleri ön plana çıktı” ifadelerini kullandı.

“ÇIKTIĞIMIZ YOLDA PES ETMEDİK, YILMADIK”

Ayla Akkum, çıktıkları yolda pes etmediklerine işaret ederek, şunları söyledi:

“Kar, kış, virüse rağmen yılmadık. Bu yapıda çok sayıda kişinin emeği var. Taş işlemesi çok kolay değildir. Ve büyük bir alanda bulunuyoruz. Harabeye  dönmüş bir yerdi. Burayı pes etmeden, ter döken, bir çivi çakan işçinin emeği heba olmasın diye bu süreçte bile bu sıkıntılara rağmen pes etmedik. Bu işi yaparken, maddi ve manevi emek harcadık. Oğlum, eşim ve ben, özellikle oğlum ve gençlerimiz için çıktıkları yoldan pes etmemeleri için bu azmi gösterdim. En azından bu zorlu süreçte dahi zoru başarmak istedik. Bunu çocuklarımı da anlatıyorum. Bir ekip halinde çalışıyoruz. Burada emek veren her genci, örnek vermem gerekirse akşam evlerine göndermeden ayrılmıyorum.

“İŞLETMEDE KADINLARA ÖNCELİK VERİYORUZ”

Kadınlara önceliğimiz çok fazla. Ben bir kadın olarak zorluklar yaşadığım için biliyorum. Bir kadının ne olursa olsun bir ekonomisinin olması gerekiyor. Anne ve baba çok iyi bakabilir. Ama kendi kazandığı emek başkadır. O insana özgüven ve cesaret veriyor. Hele bir de anne olunca kendi imkânlarıyla çocuklarına bir şeyler aktarmalarını istedik. Bugün bir tandır kurdum yeni işletmede. Hayalim buradaki insanlara iş imkânı sağlamaktır. İleriki dönemlerde kadın işçi sayısını artırmak hedefindeyiz. Şuanda 25 kadın çalışıyor.

‘’EN ÖNEMLİ HEDEFİMİZ İYİ HİZMET VERMEK’’

Biz şuanda hizmet vermeyi düşündük. En önemli hedefimiz iyi bir hizmet vermektir. Tüm alanlarında hizmet veriyoruz. Açılış için de ufak tefek eksikliklerimiz var. Mekanımızı tüm alanlarda hizmete açtık, bütün Diyarbakırlı hemşehrilerimizi mekanımıza bekliyoruz. Biz burayı onlar için açtık, inşallah onlarda gelerek, bize ve ekibimize destek verirler”

MİMAR CİHAN AKKUM: “KÜÇÜKLÜGÜMDE EN BÜYÜK HAYALİM YENİ ŞEYLERİ HAYATA GEÇİRMEKTİ”

Genç Mimar Cihan Akkum ise, Babasının inşaat sektöründe olduğunu ve küçüklüğünden bu yana inşaatlarda olduğunu ifade ederek, “Ayrıca bir şeyleri hayata geçirmek en büyük hayalimdi. Annem bu fikri verince ki benim de Diyarbakır’ın tarihi yapısına ayrı bir ilgim vardı. Hz. Süleyman, İçkale Diyarbakır sadece bunlardan ibaret olduğu için yeni bir yapıyı eski bir yapıya dönüştürmeyi annem ve babam sayesinde yaptım. Buraya eski Diyarbakır şelalesine yakışacak eski tarihi yapılara uygun yapı olması gerekiyordu. Şelale de uzun yılardır faal değildi. Onu da yeniden canlandırdık. Diyarbakır’ın surlarla ünlüdür.

“HZ. YUNUS’UN YAŞADIĞI MAĞARALARI GÜN YÜZÜNE ÇIKARDIK”

Bu yapının proje aşaması 1 yıl, inşaat aşaması da 2 yıl sürdü. Çok da güzel de oldu. Bu kadarını doğrusu beklemiyordu. Yapının tümü bazalt taşlarından yaptık” dedi.

“M.Ö. 1200’LERDE HZ. YUNUS DİYARBAKIR’A GELİYOR”

Fiskaya’nın tarihi ile ilgili tarihçilerin aktardığı bazı açıklamaları da dile getiren Cihan Akkum, şöyle dedi:

“Evliya Çelebi Seyahatnamesinde şöyle cümle geçer; Yunus Peygamber Ninova’dan ikinci kez kovuluyor. Kovulduktan sonra önce Mardin’e geliyor. Mardin Kalesi’ni yapıyor. Daha sonra Fiskayaya gelip 7 yıl kalıyor. Ve Almida isimli kadın hükümdarın kendisine mucizesiz olarak uyması üzerine Diyarbakır’ın bereketli olması için dua ediyor. Yani M.Ö. 1200’lerde Yunus Peygamber’in kaldığı o Fiskaya bu Fiskayadır.

Sebebi şu; Normalde orası yani İçkale bir Roma, Bizans Kalesi şimdi İçkale’yi İran ordusunu alamıyor. Alamayınca zafer çığlıkları atıyorlar. Nöbetçilerin hepsi şarap içiyor. Ve uyuyorlar. Paşa paşa da İran ordusu geliyor merdivenleri dayıyor. M.S. 504 yılında içeriye giriyorlar. Girdikten sonra orada kim varsa hepsini yani tüm Diyarbakır’ı öldürüyor. Şimdi Roma ordusu ikinci rövanşı almak istiyor. Normalde bir kalenin içine girişte eksik teknikler kullanılır.

“FİSKAYA’NIN ALTINDAKİ OYUKLAR M.S. 504 YILINDA İRANLILAR TARAFINDAN AÇILDI”

Şöyle yapılır; Kalenin altından içeri girmek istersen, bir oyuk yaparsın oraya ağaçlar dikersin, o ateşe verirsin orada çöküklük meydana gelir ve içeri girilir. Oyuklu meydana geliyor ve Rum ordusu içeri girmektedir. Bu sırada bir kadın sevinç çığlığı atıyor o sevinç çığlığında İranlılar uyanıyor ve Romalılar başarılı olamıyor. Yani Fiskaya’daki oyuk eski tünel kazma tekniği ile yeni modelde dinamit var. Eski modelde stunları tavana dikersin, ağaçları yakarsın ve düşer. Oyuğun temelinde M.S. 504 yılında Roma ordusunun orada yaptığı oyuk yatıyor. Şimdi Fiskaya’nın kendisi değerli de kendi çevresindeki oluşumlardan insanlar bi haber. Bunlar çok değerli”

“ASIRLAR ÖNCE YIKILMIŞ BİR ŞELALEYİ AKTİF HALE GETİRDİK”

Akkum, Yıkılmış bir şelaleyi yeniden hayata geçirdiklerini de hatırlatarak, “Aynı zamanda Diyarbakır’da tarihini yansıtacak ve insanların oturup yemek yiyebileceği bir konak ya da bir restoran yok. Çoğunluğu bina altlarında ya da modern yapılarda yapılmış işletmelerdir. Doğa ve kültürün birleştiği bir yeri inşaat ettik. Herhangi bir yerden destek almadık. Hepsini kendimiz yaptık. Sadece Vali Bey’in desteğini gördük. Binamızın toplam maliyeti 10 milyon lirayı buldu. Çünkü bütün yapı en pahalı malzeme olan bazalt taşından yapıldı”

Sait BAYRAM’ın Özel Röportajı

Bu haber 875 kez okundu.
Diyarbakır - 16:07 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.